A1 Capital tarafından yayımlanan Günlük Bülten’de, Hazine’nin 10-30 yıl vadeli tahvillerde geri alım büyüklüğünü işlem başına en az 4 milyar dolara çıkarma kararının ilk etapta uzun vadeli faizleri aşağı çektiği belirtildi. Ancak piyasanın bu adımın yapısal sorunu çözmediği kanaatine vardığı, ABD’nin yüksek bütçe açığı, 40 trilyon doları aşan kamu borcu, artan tahvil arzı ve petrol kaynaklı enflasyon riski nedeniyle satışların geri geldiği aktarıldı. Gün içinde ABD 30 yıllık tahvil faizinin yeniden yaklaşık yüzde 5,23’e, 10 yıllık tahvil faizinin ise yüzde 4,69 civarına yükseldiği ifade edildi.
Hazine’nin hamlesinin piyasaya bir miktar likidite sağladığı ancak faizlerin yükselme nedenini ortadan kaldırmadığı kaydedildi. Yüksek iskonto oranlarının özellikle uzun vadeli nakit akımlarına yüksek değer biçilen teknoloji ve büyüme hisseleri açısından negatif olduğu belirtildi. Wall Street’te satışın tek nedeninin tahvil faizleri olmadığı ifade edilen bültende, Walmart’ın bilançosunun da tüketici tarafındaki endişeleri artırdığı aktarıldı. Walmart’ın ABD aynı mağaza satışlarının yalnızca yüzde 2,6 arttığı, beklentinin yaklaşık yüzde 3,8 olduğu ve bunun şirket için son altı yılın en zayıf karşılaştırılabilir satış büyümesi olduğu belirtildi. Walmart hissesinin yaklaşık yüzde 10 gerilediği kaydedildi.
Walmart’ın yüksek benzin fiyatları ve yaşam maliyetinin özellikle düşük ve orta gelirli tüketicilerin harcama davranışını bozduğuna yönelik değerlendirmelerine yer verilen bültende, tüketicilerin temel ihtiyaç ürünlerine daha fazla yöneldiği ve ihtiyari harcamalarda daha seçici davrandığı aktarıldı. Zayıf aynı mağaza satışlarının ABD tüketicisinin durumuna ilişkin endişeleri yeniden gündeme getirdiği ifade edildi. Makro verilerin ise tüketici görünümünden daha güçlü geldiği belirtildi. ABD haftalık işsizlik maaşı başvurularının 206 bin ile beklentinin altında kaldığı, Philadelphia Fed imalat endeksinin 41,4’ten 47,4’e yükseldiği ve piyasanın yaklaşık 24 seviyesinde beklenti taşıdığı aktarıldı. İstihdam alt endeksinin de güçlü geldiği kaydedildi. Güçlü verilerin ABD ekonomisinin dayanıklılığına işaret etmesine karşın Fed’in faiz artırımı için alanı olduğu beklentisini desteklediği ve tahvil faizlerinin aşağı gelmesini zorlaştırdığı ifade edildi.
Fed tarafında FOMC tutanaklarının etkisinin sürdüğü belirtilirken, birçok üyenin enflasyonun yüzde 2 hedefine yeterince hızlı yaklaşmaması halinde ek faiz artırımına açık olduğu aktarıldı. Petrol fiyatlarının 90 doların üzerinde kalmasının da Fed’in tamamen kenara çekildiği beklentisini desteklemediği kaydedildi. Almanya’da üretici fiyatlarının üç yıldan uzun sürenin en hızlı artışını göstermesinin Avrupa’daki enflasyon kaygılarını canlı tuttuğu belirtildi. Brent petrolün 90 doların üzerinde kalmasının Avrupa’nın ithalat faturasını yükselttiği, şirket maliyetlerini artırdığı ve ECB’nin faiz artırma ihtimalini güçlendirdiği ifade edildi.
Çin tarafında temmuz ayı sanayi üretimi, perakende satışlar ve kredi verilerinin zayıf olmasına rağmen Pekin’in faizleri agresif şekilde indirmek istemediği aktarıldı. Bankaların net faiz marjlarının çok düşmüş olmasının parasal gevşeme alanını sınırladığı, bunun yerine altyapı harcamaları ve seçici mali teşviklerle büyümenin desteklenmesinin tercih edildiği belirtildi. Çin piyasasında geniş tabanlı bir ucuz para rallisi yerine daha seçici bir görünüm bulunduğu, AI, robotik, yarı iletken ve stratejik teknoloji hisselerinin destek bulabileceği, iç tüketime ve gayrimenkule bağlı şirketlerde ise makro görünümün daha zayıf olduğu ifade edildi. Altın tarafında ise bir önceki gün ABD Hazine hamlesiyle dolar ve tahvil faizlerinin gerilemesinin ons altını 4.500 doların üzerine taşıdığı, ancak 20 Ağustos’ta uzun vadeli faizlerin yeniden yükselmesinin altının yukarı hareketini sınırladığı belirtildi. Jeopolitik risk ve yüksek kamu borcunun altını desteklerken yüksek reel faizlerin baskı oluşturduğu kaydedildi.
Yurtiçi piyasalarda önceki günkü yüzde 2,3’lük yükselişin ardından bir miktar kar realizasyonunun beklendiği belirtildi. BIST Banka’nın yaklaşık yüzde 1,7 düşerek 15.680 civarına gerilediği ve endeksin genelinden daha kötü performans gösterdiği aktarıldı. Bu görünümde küresel uzun vadeli faizlerin yeniden yükselmesi, içeride TL faizlerin yüksek seyretmesi ve yabancı yatırımcının tahvil tarafında yeniden satışa dönmesinin etkili olduğu ifade edildi.
TCMB menkul kıymet istatistiklerine göre yabancı yatırımcının 14 Ağustos haftasında 176,1 milyon dolarlık hisse aldığı, buna karşılık DİBS tarafında yaklaşık 306 milyon dolarlık satış yaptığı belirtildi. Böylece yabancı yatırımcının tahvilde dokuz haftanın ardından yeniden satıcı konumuna geçtiği aktarıldı.
BIST’te hikayenin bozulmadığı ancak 14.500 civarında kar realizasyonunun başladığı değerlendirilirken, yabancı yatırımcının tahvilde satış yaparken hisse almaya devam etmesinin dikkat çektiği ifade edildi. Önümüzdeki hafta TCMB haftalık verilerinde yabancı hisse alımının devam etmesi ve DİBS satışının durmasının BIST açısından daha güçlü bir sinyal olacağı, tahvil satışının hisse tarafına da yayılması halinde ise mevcut hareketin kar realizasyonundan ziyade global riskten kaçışın Türkiye’ye yansıması olarak değerlendirilebileceği kaydedildi. Hibya Haber Ajansı
