A1 Capital tarafından yayımlanan Günlük Bülten'de, sanayi üretiminin alt kırılımlarında madencilik ve taş ocakçılığı üretiminin yıllık yüzde 1,6, imalat sanayi üretiminin yüzde 1,5 azaldığı, elektrik, gaz, buhar ve iklimlendirme üretiminin ise yüzde 1,1 arttığı belirtildi. Aylık bazda sanayi üretiminin yüzde 0,1 arttığı, imalat sanayi üretiminin değişmediği, madencilik üretiminin yüzde 0,5 gerilediği ve elektrik-gaz tarafının yüzde 1,5 yükseldiği aktarıldı.
Raporda, aylık toplam endeksteki sınırlı artışın esas olarak enerji üretiminden kaynaklandığı, imalat tarafında ise gerçek anlamda bir ivmelenme görülmediği ifade edildi. Haziran 2026 sanayi üretim verisinin detaylarıyla birlikte zayıf ve yataya yakın bir sanayi görünümüne işaret ettiği, Türkiye ekonomisinde sanayi tarafının belirgin biçimde soğuduğu değerlendirildi.
Yıllık bazdaki yüzde 1,4'lük daralmanın yanı sıra imalat sanayinin yıllık yüzde 1,5 küçülmesinin önemli olduğuna dikkat çekilen raporda, bunun talep koşullarının zayıf kaldığına, finansman maliyetlerinin üretici üzerinde baskı yarattığına ve iç ve dış siparişlerde güçlü bir toparlanma olmadığına işaret ettiği belirtildi. Sanayi üretiminin kalıcı biçimde toparlanması için yalnızca elektrik üretimindeki artışın yeterli olmadığı ifade edilen raporda, makine, otomotiv, ana metal, kimya, tekstil ve dayanıklı tüketim malları gibi üretim alanlarında geniş tabanlı bir canlanma görülmesi gerektiği kaydedildi.
Sanayi üretiminin GSYH ile birebir aynı olmadığı, hizmetler, inşaat, tarım ve vergilerin de büyümeyi etkilediği belirtilen raporda, sanayi üretimindeki yıllık küçülmenin ve özellikle imalat sanayindeki gerilemenin ikinci çeyrekte büyümenin üretim tarafında belirgin bir ivme kaybı yaşandığını düşündürdüğü aktarıldı. Aylık üretimin yüzde 0,1 artmasının ise ekonominin sanayi tarafında sert bir daralmadan ziyade düşük büyüme-durgunluk sınırında hareket ettiğine işaret ettiği ifade edildi.
Raporda, sanayi üretimindeki zayıflığın ekonomik aktivite açısından olumsuz, dezenflasyon açısından ise olumlu olduğu değerlendirildi. Üretim ve talebin zayıflamasıyla şirketlerin fiyat artırma gücünün azalabileceği, iç talep ve siparişlerdeki yavaşlamanın firmaların maliyet artışlarını son tüketiciye aktarmasını zorlaştırabileceği belirtildi.
Sanayi üretimi verisinin TCMB açısından faiz indirimi lehine kullanılabilecek ancak tek başına yeterli olmayan bir veri olduğu ifade edilen raporda, hizmet enflasyonu, kira, ücretler, döviz kuru, beklentiler ve petrol fiyatlarının da önemli olduğu kaydedildi. Bu çerçevede verinin TCMB açısından güvercin yönde küçük ancak anlamlı bir veri noktası olarak değerlendirildiği aktarıldı.
Tahvil açısından verinin daha net biçimde olumlu olduğu belirtilen raporda, sanayi üretiminin yıllık yüzde 1,4 azalması ve imalat sanayinin yüzde 1,5 daralmasının ekonominin aşırı ısınmadığını gösterdiği ifade edildi. Temmuz ve ağustos aylarında da benzer tablonun devam etmesi ve enflasyonun ana eğiliminin aşağı gelmesi halinde piyasanın TCMB'nin önümüzdeki aylarda faiz indirimine daha fazla alan bulacağını fiyatlayabileceği, bunun da özellikle orta ve uzun vadeli TL tahviller açısından destekleyici bir ortam oluşturabileceği kaydedildi. Hibya Haber Ajansı
