21.07.2026
21.07.2026

Hızlı İletişim & İhbar Hattı

05553535454 Bize Ulaşın
Puan Durumu Namaz Vakitleri Trafik Durumu Nöbetçi Eczaneler Döviz Kurları Günlük Burçlar
SON DAKİKA
HaberAfyon.com Yerel Ve Ulusal Haber Sitesi

Jeopolitik riskler ve türkiye ekonomisi gündemde

21.07.2026 2 Okunma
Jeopolitik riskler ve türkiye ekonomisi gündemde

Trive Yatırım'ın günlük piyasa değerlendirmesinde, ABD-İran gerilimi, Hürmüz Boğazı'ndaki gelişmeler, Goldman Sachs'ın petrol ve Türkiye ekonomisine yönelik analizleri, ABD'nin yeni ticaret adımları ile TCMB beklenti anketi kapsamlı şekilde ele a...





Trive Yatırım'ın günlük piyasa değerlendirmesinde, ABD-İran gerilimi, Hürmüz Boğazı'ndaki gelişmeler, Goldman Sachs'ın petrol ve Türkiye ekonomisine yönelik analizleri, ABD'nin yeni ticaret adımları ile TCMB beklenti anketi kapsamlı şekilde ele alındı.
Trive Yatırım tarafından yayımlanan günlük piyasa değerlendirmesinde, küresel piyasalarda jeopolitik gelişmelerin ve ekonomik beklentilerin fiyatlamalar üzerindeki etkisine ilişkin kapsamlı analizlere yer verildi.
Raporda, ABD Başkanı Donald Trump'ın İran'a yönelik söylemlerini hafta başında yeniden sertleştirdiği, ordudaki tüm kademelere ilettiği talimat doğrultusunda İran'ın öldürdüğü her Amerikan askerinin karşılığının kat kat verileceğini duyurduğu aktarıldı. Bu açıklamanın ardından ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığının Trump'ın talimatı doğrultusunda İran'a yönelik yeni bir saldırı dalgası başlattığını açıkladığı, operasyonun amacının Hürmüz Boğazı'nda ticari gemilere yönelik saldırılarda kullanılan İran askeri kapasitesini zayıflatmak olduğu ifade edildi.
Aynı gün İran'ın müttefiki Husilerin de Suudi Arabistan'a karşı deniz ablukası ilan ederek bölgesel riski artırdığı belirtilirken, piyasalarda asıl fiyatlamanın çatışmanın tırmanmasından ziyade diplomasi beklentisi üzerinden şekillendiği kaydedildi. Gün içerisinde Washington yönetiminin gerilimi azaltacak on günlük bir ateşkesi değerlendirdiğine yönelik haberlerin gündeme geldiği ve bunun risk iştahını desteklediği aktarıldı.
Değerlendirmede, Husilerin deniz ablukasının dünya petrol arzının yaklaşık beşte birinin geçtiği Hürmüz Boğazı üzerindeki mevcut riskleri artırdığına dikkat çekildi. Geçtiğimiz hafta Suudi Arabistan ile Husiler arasında karşılıklı hava saldırılarının 2022 ateşkesinden bu yana en yüksek seviyeye ulaştığı hatırlatılırken, buna karşın isimsiz ABD'li yetkililere dayandırılan haberlerde Washington ve Tahran'ın gerilimi azaltacak bir ateşkes üzerinde çalıştığı, olası anlaşmanın boğazdaki kısıtlamaların gevşetilmesini de içerebileceğinin öne sürüldüğü aktarıldı. Bu gelişmelerin diplomasi kanalının tamamen kapanmadığı yönündeki algıyı güçlendirdiği ifade edildi.
Petrol fiyatlamalarına ilişkin bölümde ise jeopolitik risklerle bir ayın en yüksek seviyesine çıkan Brent petrolün 91,42 doları test ettikten sonra Tahran'dan gelen müzakere mesajlarının etkisiyle günü 87,96 dolardan tamamladığı belirtildi. WTI ham petrolün de benzer şekilde zirve seviyelerinden 81,99 dolara gerilediği kaydedildi. İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi'nin ulusal çıkarların korunması halinde ABD ile müzakerelerin yeniden başlayabileceğine yönelik açıklamasının enerji piyasalarındaki tansiyonu düşürdüğü ve fiyatların kazançlarının önemli bölümünü geri vermesine neden olduğu ifade edildi. Bu çerçevede yatırımcıların jeopolitik risk primi ile ateşkes beklentisi arasında kaldığı, emtia ve döviz piyasalarında yüksek oynaklığın sürebileceği değerlendirmesinde bulunuldu.
Raporda ayrıca Goldman Sachs'ın petrol piyasasına yönelik iki farklı senaryosuna da yer verildi. Bankanın temel senaryosunda Ortadoğu'daki gerilimin azalacağı varsayımıyla Brent petrolün yılın dördüncü çeyreğinde 80 dolar, gelecek yıl ise 75 dolar seviyesinde gerçekleşmesinin beklendiği aktarıldı. Ancak Hürmüz Boğazı'ndaki aksaklıkların kalıcı hale gelmesi durumunda Brent petrolün dördüncü çeyreğe kadar 120 doların üzerine çıkabileceği uyarısında bulunulduğu ifade edildi. Bunun temel beklenti olmadığı ancak Hürmüz Boğazı ve Kızıldeniz kaynaklı nakliye risklerinin yukarı yönlü fiyat riskini artırdığı vurgulandı.
Goldman Sachs'ın ayrıca Ortadoğu ve Rusya kaynaklı jeopolitik risklere karşı korunmak isteyen yatırımcılara Aralık 2026-Mart 2027 vadeli Avrupa dizel kontratlarında uzun pozisyon önerdiği aktarıldı. Bu önerinin arkasında savaş öncesinden bu yana dar seyreden dizel piyasası, Ukrayna'nın Rus rafinerilerine yönelik saldırıları ile kasırga, aşırı sıcaklar ve bakım gecikmelerine bağlı arz risklerinin bulunduğu belirtildi.
ABD tarafındaki ticaret politikalarına ilişkin bölümde ise Trump'ın alüminyum ithalatına bağımlılığı azaltmayı ve yurt içi üretime yatırım çekmeyi amaçlayan yeni bir başkanlık bildirisi imzaladığı aktarıldı. Düzenleme kapsamında ABD Ticaret Bakanlığına, ülkede yeni alüminyum izabe tesisi kuracak veya mevcut tesislerini genişletecek şirketlere yönelik teşvik programı oluşturma yetkisi verildiği ifade edildi. Programa katılan şirketlerin üretimi ABD'ye taşıma planlarını sunacağı, onay alan şirketlerin ise belirli miktardaki birincil alüminyumu normalde uygulanan gümrük vergisinin yarısı oranında ithal edebileceği kaydedildi. Taahhütlerin yerine getirilmemesi halinde ise bu avantajların iptal edilebileceği belirtildi. Söz konusu adımın, ithalat bağımlılığını azaltmaya yönelik korumacı ticaret politikalarının devamı olarak değerlendirildiği aktarıldı.
Raporda Trump'ın Kanada menşeli belirli ürünlere yüzde 50 oranında ek gümrük vergisi getiren üç ayrı başkanlık bildirisi de imzaladığı ifade edildi. Vergilerin otomobil, alkollü içecek ve süt ürünleri başta olmak üzere çok sayıda ürünü kapsadığı, uygulamanın ABD-Meksika-Kanada Anlaşması kapsamındaki ürünler için de geçerli olacağı aktarıldı. Enerji ürünleri, potas, 232. Bölüm kapsamındaki ürünler, balık ve kritik minerallerin ise uygulamadan muaf tutulacağı belirtilirken, yeni tarifelerin 19 Ağustos itibarıyla yürürlüğe gireceği kaydedildi.
Türkiye ekonomisine ilişkin bölümde Goldman Sachs'ın ihracat performansına yönelik değerlendirmelerine de yer verildi. Analizde, reel ihracatın 2009-2019 döneminde gelişmekte olan ülkeler arasında güçlü bir performans sergilediği ancak 2022-2024 döneminde durgunlaştığı, 2025'in ikinci yarısından itibaren ise gerilemeye başladığı ifade edildi. Bu zayıflamanın ara ve tüketim mallarında yaşanan pazar payı kayıpları ile Avrupa ve Ortadoğu'daki talep zayıflığından kaynaklandığı, ihracat pazar payının özellikle Çin'e kaptırıldığı aktarıldı.
Goldman Sachs'ın değerlendirmesinde rekabet gücündeki kaybın cari işlemler açığını büyüttüğü, yıl sonunda cari açığın yaklaşık 60 milyar dolara ve gayrisafi yurt içi hasılanın yüzde 3,5'ine ulaşmasının beklendiği ifade edildi. Mevcut politika önceliğinin dış dengeyi istikrara kavuşturmak olduğu, bunun da enflasyondaki düşüş hızını etkileyebileceği değerlendirilirken, finansal istikrar açısından dolarizasyondan uzaklaşma eğiliminin korunmasının önem taşıdığı vurgulandı. Daha hızlı kur değer kaybı senaryosunda faizlerin piyasa beklentilerinin üzerinde kalmasının gerekebileceği aktarıldı.
Trive Yatırım'ın değerlendirmesinde Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın temmuz ayı Piyasa Katılımcıları Anketi sonuçlarına da yer verildi. Ankete göre yıl sonu tüketici enflasyonu beklentisinin yüzde 29,14'ten yüzde 29,21'e, 12 ay sonrası enflasyon beklentisinin ise yüzde 23,81'den yüzde 23,95'e yükseldiği, 24 ay sonrası beklentinin ise yüzde 18,29'dan yüzde 17,83'e gerilediği ifade edildi. Yıl sonu dolar/TL beklentisinin 51,47 TL'den 51,55 TL'ye, 12 ay sonrası kur beklentisinin ise 55,72 TL'den 56,69 TL'ye yükseldiği aktarıldı.
Ankette temmuz toplantısı için politika faizi beklentisinin yüzde 37 seviyesinde sabit kaldığı, eylül ayında yüzde 36,55'e, ekim ayında ise yüzde 35,73'e gerilemesinin beklendiği kaydedildi. Yıl sonu faiz beklentisinin yüzde 34,70 seviyesinde oluştuğu, 2026 yılı büyüme beklentisinin yüzde 3,2'den yüzde 3,1'e düştüğü, 2027 beklentisinin ise yüzde 4,1 seviyesinde korunduğu belirtildi. Yıl sonu cari açık beklentisinin 49,2 milyar dolar olarak sabit kaldığı, gelecek yıl beklentisinin ise 42,5 milyar dolardan 43,3 milyar dolara yükseldiği ifade edildi.
Raporda Goldman Sachs'ın TL'ye ilişkin değerlendirmelerine de yer verilerek, Türkiye'nin enflasyondan ziyade dış dengeyi önceliklendirmesi halinde Türk lirasının dolar karşısında yıllık bazda yüzde 20'li seviyelerde değer kaybedebileceği öngörüsünün paylaşıldığı aktarıldı. Bu senaryoda enflasyondaki düşüşün daha yavaş gerçekleşebileceği ve faiz oranlarının mevcut piyasa beklentilerinin üzerinde kalmasının gerekebileceği ifade edildi. Bankanın, cari açığın 2026 yılında GSYH'nin yüzde 3,5'ine ulaşmasını beklediği, Türkiye'nin özellikle ara mallarında Çin'e, tüketim mallarında ise Orta ve Doğu Avrupalı üreticilere karşı pazar payı kaybettiğini, sermaye malları ve savunma sanayi ihracatındaki artışın bu kayıpları telafi etmekte yetersiz kaldığını değerlendirdiği aktarıldı.
Trive Yatırım değerlendirmesinde özetle; İran cephesinde çatışma ile diplomasi arasındaki gelişmelerin küresel piyasaların yönü üzerinde belirleyici olmaya devam ettiği, Hürmüz Boğazı'na ilişkin risklerin petrol fiyatlarında oynaklığı artırdığı, Goldman Sachs'ın 120 dolar senaryosunun risklerin tamamen ortadan kalkmadığını gösterdiği ifade edildi. Bunun yanında ABD'nin alüminyum yatırımlarını teşvik eden düzenlemesi ve Kanada'ya yönelik yeni gümrük vergilerinin korumacı ticaret politikalarının sürdüğüne işaret ettiği aktarıldı. Türkiye tarafında ise ihracattaki zayıflama, cari açık görünümü, enflasyon ve kur beklentilerindeki yükseliş ile TL'ye ilişkin değerlendirmelerin önümüzdeki dönemde kur ve faiz risklerinin yakından izlenmeye devam edeceğine işaret ettiği belirtildi.




 




 



Hibya Haber Ajansı
SPONSORLU İÇERİK
Reklam Açıklaması

Yorumlar (0)

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.

Giriş Yap