Türk sinolog Prof. Dr. Giray Fidan, Çin’in kalkınma, teknoloji ve çevre alanlarındaki başarılarının halkın günlük yaşamına doğrudan yansıdığını belirtti. Fidan, Çin’in ekolojik medeniyet anlayışının yalnızca Çin için değil, tüm dünya için önemli bir gelişme yolu sunduğunu ifade etti.
Bu yıl Çin Komünist Partisi’nin (ÇKP) kuruluşunun 105. yıl dönümü kutlanıyor. ÇKP’nin liderliğinde Çin halkı modernleşme yolunda önemli başarılar elde etti. Barışçıl kalkınma yolunda kararlılıkla ilerleyen Çin, insanlık için kader birliği inşa ederken, kendi modernleşme sürecinde dünyaya yeni fırsatlar sundu. ÇKP’nin liderliğinde Çin’de meydana gelen büyük değişikliklere yabancı dostlar tanıklık etti.
Prof. Dr. Giray Fidan, Türkiye’nin önde gelen sinoloji uzmanlarından biri. Yıllar boyunca çok sayıda Çin klasiğini inceleyen ve çeviren Fidan’ın başlıca çevirileri arasında “Sun Tzu’nun Savaş Sanatı” ve “Kızıl Köşkün Rüyası” yer alıyor. Fidan, 2016 yılında Çin Kitap Özel Katkı Ödülü’nün Genç Başarı Ödülü’ne layık görüldü.
Çocukluğundan bu yana Çin kültürüyle bağ kuran Fidan, 2000 yılında liseyi bitirdikten sonra Ankara Üniversitesi Çin Dili ve Edebiyatı Bölümü’ne kabul edildi. Fidan, burada yüksek lisans ve doktora eğitimini tamamladı. Ardından Çin’e giderek doktora sonrası araştırmalarını sürdürdü.
Fidan’a göre Çince yalnızca bir dil değil, aynı zamanda Çin kültürünü anlamak için önemli bir pencere. Fidan, konuya ilişkin şunları söyledi:
“Çin kültürünün ve Çin medeniyetinin en önemli özelliklerinden biri, benim kişisel görüşüme göre, kendi hatalarından ders almasıdır. Bu bence Çin kültürü, Çin medeniyeti ve uygarlığı açısından son derece öne çıkan bir özellik. Çünkü bunu her yerde göremiyoruz. Eğer bir hata ya da eksiklik varsa, bunu son derece sakin bir şekilde kabul etmek ve daha iyisini yapmaya çalışmak ya da hataları düzeltmek, Çin kültürünün ve Çin medeniyetinin en güçlü yanlarından biridir.”
Çin’in eski klasik eserlerini ve modern edebiyatını Türkiye’ye tanıtmak amacıyla Fidan, farklı bağlamlardaki tarih ve kültürü titizlikle inceledi. Çin’e yaptığı çok sayıdaki ziyaret, ülkede yaşanan gelişme ve değişime ilişkin kendisinde derin izler bıraktı.
Fidan, 2025 yılında bir belgesel çekimi için Fujian eyaletinin Sanming kentine gitti. Bu süreçte ziyaret ettiği yerel çelik fabrikası, kendisi üzerinde derin bir izlenim bıraktı.
Fidan, ziyaretine ilişkin şunları aktardı:
“Hakikaten beni çok şaşırtan bir durumdu. Çünkü şehre gittikten sonra çekimler için üçüncü ya da dördüncü gün bu fabrikayı ziyaret ettik. O zamana kadar şehirde bir fabrika olduğunu bile hissetmedim. Yani hiçbir kirlilik yoktu. Sonra fabrikaya gittik ve fabrikada özel bir sistem kurulduğunu gördük. Çevreyi kirletmemek için yüksek teknolojiyle çok özel bir çaba sarf edildiğini gördüm. Bu da ekolojik medeniyet düşüncesinin gerçek hayattaki yansımasını görmemi sağladı.”
Fidan, Sanming kenti ile çevresindeki birçok köy, kasaba ve bölgeyi de gezdi. Bölgedeki doğal manzaraların kendisini etkilediğini belirten Fidan, şöyle konuştu:
“Her yer hakikaten söylendiği gibi dağlar ve berrak sularla doluydu. En ufak bir kirlilik, sanayinin sebep olduğu en ufak bir kirlilik bile yoktu.”
Son 40 yılı aşkın süredir Çin’in reform ve dışa açılma politikalarını uygulamaya koyduğunu belirten Fidan, Çin ekonomisinin hızla büyüdüğünü ve Çin’in dünyanın en hızlı büyüyen ekonomilerinden biri haline geldiğini kaydetti.
Fidan, son yıllarda Çin’in sistematik yönetim ve kurumsal yenilikler yoluyla hava kalitesinin iyileştirilmesi ve ekolojik restorasyon alanlarında kayda değer başarılar elde ederek dünyaya değerli bir “Çin modeli” sunduğuna işaret etti.
Fidan, konu hakkında şunları söyledi:
“Ekolojik medeniyet düşüncesi bana kalırsa önümüzdeki yıllarda daha fazla öne çıkacak, insanlığın gündemine daha fazla gelecek çok önemli meselelerden biri olacak. Bu nedenle ekolojik medeniyet düşüncesi sadece Çin için değil, bütün dünya için de önemli bir gelişme yolu sunar ya da sunacak diye düşünebiliriz.”
Fidan, Çin’in bilim ve teknoloji alanında hızla geliştiğini, bu alandaki kazanımları halkın yararına kullandığını ve toplumun hizmetine sunduğunu söyledi.
Fidan, şu ifadeleri kullandı:
“Çin’in bu anlamda öne çıkan özelliği, bu teknolojileri halkın kullanımına sunmuş olmasıdır. Burada yalnızca özel ilgi alanı olarak kalan teknolojilerden değil, bütün toplumun hizmetine sunulmuş teknolojilerden bahsediyoruz. Sadece cep telefonunuzu yanınıza alıp cüzdan kullanmadan seyahat etmeniz, bir yerlere gitmeniz, yemek yemeniz, hatta çok kısa sürede alışveriş yapmanız mümkün. Yeni teknolojilerin bütün toplumun hizmetine sunulduğunu, herkesin faydalandığı bir unsur haline geldiğini ve günlük hayatın artık çok daha fazla bir parçası olduğunu görüyoruz. Bu da sanıyorum büyük oranda Çin’e has bir durum.”
Fidan, bir iktisatçı olmasa da Çin’de sık sık konferans ve seminerlere katılan bir akademisyen olarak, ülkenin farklı alanlarda kaydettiği ilerlemeyi doğrudan gözlemlediğini dile getirdi.
Fidan, değerlendirmesinde şunları kaydetti:
“Bu alanların hepsinde önemli gelişmeler olduğu yadsınamaz bir gerçek. Oldukça hızlı şekilde olumlu gelişmelerin yaşandığı ve bunun süreklilik göstererek devam ettiği görülebiliyor. İnsanların yaşam standartlarında ve ekonomide gerçekten çok ciddi bir olumluya gidiş oldu. Bunun dışında, teknolojideki gelişmelerin sıradan insanların günlük hayatına da girdiğini görüyoruz. Bu teknolojiler, yalnızca laboratuvarlarda kalan soyut teknik ilerlemeler olmaktan ziyade, insanların hayatını doğrudan kolaylaştıran ve artık yaşamlarının ayrılmaz bir parçası haline gelen unsurlar. Bütün bunların belirli bir kararlılığı ve olumlu yönde ilerleme iradesini gözler önüne seren olgular olduğunu düşünüyorum.”
Fidan, Çin medeniyetinin ve kültürünün 5 bin yıllık köklü bir tarihsel birikime sahip olduğunu belirtti. Ona göre Çin’in en belirgin özelliklerinden biri de tevazu.
Fidan, bu konuda şöyle konuştu:
“Bir çırpıda söyleyebileceğim, özellikle son yıllarda en öne çıkan özelliklerden biri bence tevazu. Büyük başarıların yanında bir tevazunun da olması ve bütün bu başarı ve olumlu gelişmelere rağmen ‘Bir hatamız, bir eksiğimiz var mı? Bunları düzeltebilir miyiz?’ şeklinde bir bakış açısının bulunması, bence Çin’in en güçlü yanlarından biri.”
Fidan, şu anda bu yılın eylül ayında yayımlanması planlanan Laozi’nin “Tao Te Ching” eseri de dahil olmak üzere çeşitli edebi eserlerin çevirisi için hazırlıklarını sürdürüyor. Ayrıca Lao She’nin “Çayevi” adlı eserini Türkçeye çeviriyor ve bu eserin Türkiye’de yayımlanmasını planlıyor.
Fidan, gelecekte daha fazla Çin eserini Türkçeye çevirerek iki ülke arasındaki kültürel alışverişe köprü kurmayı umuyor. Hibya Haber Ajansı
